2025-2026 Sezonu TV Dizileri İstatistik:
Pdf

2025-2026 Sezonu Yayınlanan TV Dizileri Listesi:
Pdf  / Online Döküman

Sezonda yayınlanan tüm dizilerin bilgi, grafik ve istatistiklerine yukarıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. Bu yazıda, yukarıdaki linkte yer alan grafiklerden faydalanarak çıkardığım analizler yer almaktadır.

Tüm bu tabloların mimarı Yamaç Okur‘a ve analiz notlarındaki katkıları için Aylin Dağsalgüler‘e çok teşekkür ediyorum.

Geçtiğimiz iki sezonun değerlendirme ve istatistiklerine buradan, önceki yıllarınkine buradan ulaşabilirsiniz.

2025-2026 SEZONU TV DİZİLERİ

Toplam Dizi Sayısı: 36 / bir önceki sezon 44 dizi / %-18
Bu Sezon Sona Eren Dizi Sayısı: 23 / bir önceki yıl 28 dizi / %-18
Toplam Yayınlanan Bölüm Sayısı: 712 / bir önceki yıl 860 bölüm / %-17
Dizi Başına Ortalama Bölüm Sayısı: 19,8 / bir önceki yıl 19,6 bölüm / %+1

BEŞ MADDEDE SEZON ÖZETİ

1. Dizi sayısındaki düşüş sürüyor
2022-2023 sezonundan bu yana süren toplam dizi hacmindeki daralma devam ediyor. 57 dizinin yapıldığı 2022-2023 sezonundan bu yana toplam dizi sayısı sırasıyla 53 ve 44’e gerilemişti. Bu sezon %18’lik sert bir düşüş daha yaşanarak sayı 36’ya indi. Sona eren dizi sayısı da benzer şekilde %18 geriledi. 2022-2023 sezonundan bu yana dizi sayısına göre sektör %37 küçüldü.

2. Sektörde finansman krizi
Bölüm başı ortalama bütçeler bu sezon ortalama 22,5 milyon TL’ye ulaşırken, yılın ilk aylarında başlayan yüksek prodüksiyonlu işlerde bu rakam 30-35 milyon TL’ye kadar çıktı; birçok yapımda bölüm bütçesi artık 25 milyon TL (yaklaşık 500 bin USD) sınırının üzerine taşıyor. Buna karşılık kanalların reklam gelirleri bu maliyet artışını karşılayacak hızda büyümüyor; bu da yapımcı tarafını daha fazla risk almaya ve finansmanın büyüyen bir kısmını yurt dışı satışlarla kapatmaya zorluyor. Benzer bir finansman krizini Amerika televizyon sektörü 2000’li yıllarda yaşamış ve bu krizden reklam sürelerinin artırılması ile çıkabilmişti.

3. Televizyon seyircisi yaşlanıyor
TİAK, 31.10.2025 tarihinde evren büyüklüğünü güncelledi. Artık panelin %37’sini 45 yaş üstü seyirci oluşturuyor. Bu oran önceki evren değerinde (2018) %32 idi. Özellikle de 55+ oranının bir anda %20 artması önemli. Bu durumla paralel olarak, daha çok Yeşilçam kodlarını işleyen 55+ seyirciyi hedefleyen dizilerin yakaladığı yüksek reyting ortalamaları, önümüzdeki sezon bu tür dizilerin artacağını düşündürüyor.

4. İstanbul dışı projeler artıyor
İki sezon önce dizilerin %91’i İstanbul’da çekilirken bu sezon bu oran %78’e geriledi. Altı farklı bölgede, toplamda dokuz farklı ilde dizi çekildi. Önümüzdeki sezon İstanbul projelerinin oranı %70’lere inebilir.

5. Dijital platform ve televizyon işbirliği
Geçen sezonun önemli gelişmelerinden biri olan dijital platform televizyon işbirlikleri bu sezon da devam ediyor. Prime Video’da yayınlanan “Bahar” ve “Eşref Rüya”, Netflix’te yayınlanan “Kral Kaybederse” ve Disney+’ta yayınlanan Now TV dizilerine bu sezon “Güller ve Günahlar” (Gain) ve “Uzak Şehir” (Prime Video) da eklendi.

DİZİ EKONOMİSİ

Sadece ulusal kanalların bölüm başı ödemeleri üzerinden yapılan kaba bir hesaplamayla, 2025-2026 televizyon sezonunda sektörün toplam büyüklüğü yaklaşık 16 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu tutar, sezon ortalaması olan 43,45 TL/USD kuru üzerinden hesaplandığında 370 milyon USD’ye karşılık geliyor. Bu hesaplamaya yurt dışı satış gelirleri ve Youtube gelirleri dahil değil. Yurt dışı satışlarını ve Youtube gelirlerini eklediğimizde sektörün toplam hacminin 1 milyar USD’ye yaklaştığını söylemek mümkün.

Geçtiğimiz sezon sonunda bu büyüklük yaklaşık 12 milyar TL (320 milyon USD) idi. Üç yıl önce %57, son iki yıldır %23 artan dolar kuru son bir yılda %15 oranında artınca sektör dolar bazında bu sezon da büyüme göstererek rekor bir seviyeye ulaştı. Her ne kadar yabancı kurlar baskılansa da bu denli bir artış endüstride bazı şeylerin sağlıklı gitmediğini net bir şekilde gösteriyor. Maliyetler hızla artıyor, reklam gelirleri ise bu hızla artamıyor. Aradaki makas açılıyor. 

Raporu yazmaya başladığımız ilk dört sezonda (2018-2019 sezonundan itibaren) bölüm başı ortalama bütçeler 1 ila 1,7 milyon TL arasında değişirken, 2023-2024 sezonunda bu sayı 8 milyon TL’ye, 2024-2025 sezonunda ise 14 milyon TL’ye yükselmişti. 2025-2026 sezonu için ise ortalama bütçeler için 22,5 milyon TL gibi rekor bir seviyeden bahsediyoruz. Bazı yapım şirketleri zamları Eylül ayında, bazıları ise Ocak ayında yapıyor; bu nedenle özellikle de yılın ilk dört ayında başlayan yüksek prodüksiyonlu dizi projelerinde bütçeler 30-35 milyon TL seviyesine kadar ulaştı. Mevcut eğilim sürdüğü takdirde, 2026-2027 sezon sonunda bölüm başı bütçelerin 30 milyon TL’yi aşması sürpriz olmayacak.

DİZİLERİN ÖMRÜ

2025-2026 sezonunda yayına yeni giren 24 dizinin 8’i, 13 bölümü bile göremeden ekran yolculuğunu tamamladı. Başka bir deyişle, sezonda yayına giren yaklaşık her üç diziden biri 13 bölüm barajına ulaşamadı. Geçtiğimiz sezon bu oran neredeyse yarı yarıya idi. Bu açıdan bakıldığında yeni dizilerin ekrana tutunmasında sınırlı da olsa bir iyileşme olduğu görülüyor.

Ancak kısa ömürlü diziler sektör açısından halen en büyük risklerden biri. Altı bölümden daha az süren diziler, henüz reklam kuşaklarını tam anlamıyla açamadan yayından kalkıyor. Bu yapımlar ne kayda değer bir reklam geliri üretebiliyor ne de yurt dışı satışı için gerekli bölüm sayısına ulaşabiliyor. Dolayısıyla bu durum kanal ve yapım şirketi açısından doğrudan zarar hanesine yazılıyor. 

Kanallar, dizilerin özellikle ilk üç bölümdeki reyting performansına bakarak final kararı verebiliyor. Bunun temel nedeni, dizilerde reklam kuşaklarının genellikle dördüncü bölümden itibaren düzenli biçimde açılabilmesi. Henüz reklam açılmamışken bile beklenen performansı veremeyen bir dizinin reklam açıldıktan sonra sıçrama yapması çok zor. İlk bölümlerde reklam alınmaması, yeni dizilere izleyiciyle bağ kurabilmek için bir avantaj sağlıyor. Ancak aynı zamanda kanalın ilk üç bölümde doğrudan gelir elde edememesi anlamına geliyor. Hazırlık bütçeleri de hesaba katıldığında, her bir kısa ömürlü dizi projesinin hem kanal hem de yapımcı tarafına toplamda yaklaşık 100-150 milyon TL bandında bir zarar oluşturduğu söylenebilir.

Altı bölümden kısa süren dört dizinin üçü Now TV, biri ise Show TV’de yayınlandı. Diğer dört ana kanalda altı bölümün altında kalan bir dizi bulunmuyor. Bu baremi yedi diziye çıkartırsak ATV’den üç, Show’dan ise bir dizi daha ekleniyor. Yedi bölüm ve altı sona eren dizi sayısı toplamı sekiz!

YENİ SEZON ONAYI ALAN DİZİLER

2025-2026 sezonunda 13 dizi yeni sezon onayı aldı. Geçtiğimiz sezon bu sayı 15’ti. Toplam dizi sayısındaki düşüşle paralel şekilde, yeni sezona taşınan dizi sayısında da bir azalma var. Buna rağmen pandemi sonrasındaki dört sezonda bu sayının genel olarak benzer seviyelerde kalması dikkat çekici.

Geçtiğimiz sezonlarda yaz aylarında ikinci şans arayan dizilerle az da olsa karşılaşıyorduk. Bu sezon ise böyle bir tablo oluşmadı. Okulların geç kapanması ve Türkiye’nin Dünya Kupası’na katılmasının reklam pastasını büyütme ihtimali nedeniyle bazı dizilerin yaz boyunca devam edeceği konuşuluyordu. Ancak kanallar mevcut dizileri Haziran ayına uzatmak yerine dört yeni diziyle yaz sezonuna girmeyi tercih etti.

Yeni sezon onayı alan 13 dizinin 7’si sezonun yeni dizilerinden oluşuyor. Geçtiğimiz sezon bu sayı 6, bir önceki sezon ise 11’di. Toplam dizi sayısındaki düşüşe rağmen sezon onayı alan dizi sayısında artış var. Yeni diziler açısından geçen sezona kıyasla daha verimli bir sezon olmuş. Sezonun 24 yeni dizisinin ortalama 20+ABC1 reytingi 4,59. Bu ortalama geçtiğimiz sezon 4,06, bir önceki sezon 3,70, ondan önceki sezon ise 3,74 idi. 

2025-2026 sezonunda (Eylül-Haziran) tüm kanalların 20+ABC1 prime-time 20.00-23.00 arası toplam televizyon izlenmesi 37,18 (TVR) oldu. Bu oran, son dört sezonun en düşük seviyesi: üç sezon önceki 2022-2023’e göre %10,15, iki sezon önceki 2023-2024’e göre %5,03, geçtiğimiz sezona göre ise %4,89 daha düşük. 2022-2023 sezonunda 3,74 olan yeni dizi 20+ABC1 rating ortalamasının, toplam televizyon izlenmesindeki %10’luk düşüşe rağmen bu sezon 4,59’a çıkması umut verici. Yani genel izleme pastası küçülürken, yayına giren yeni dizilerin ortalama performansı yukarı taşınmış görünüyor.

Artan yapım maliyetleri ve azalan dizi sayısı, yapımcıların ve kanalların proje seçiminde daha seçici davranmaya başladığını gösteriyor. Daha az sayıda proje üretilirken, ekrana çıkan işlerin ortalama performansının yükselmesi bu açıdan değerli.

Yine de bu tabloyu fazla iyimser okumamak gerekiyor. Bugünkü maliyet yapısı içinde, iyimser bir tahminle bile 20+ABC1 bareminde 6-7 reyting bandının altında kalan bir dizinin zarar etmeden yoluna devam etmesi oldukça zor. Bu nedenle yeni dizilerin ortalamasındaki artış değerli olsa da, ortalama reyting bu seviyelere yaklaşmadan “yeni dizi üretimi açısından başarılı bir sezon geçirildiğini” söylemek güç.

Yeni sezona en fazla işi taşıyan kanal TRT 1 oldu. Kanal, bu sezon yayınladığı beş diziden dördüne yeni sezon onayı verdi. Ancak bu dört dizinin ikisinin yedinci, birinin ise dördüncü sezonuna gireceğinin altını çizmek gerekiyor. TRT 1’in yeni sezona taşıdığı diğer dizi ise zaten sezonun en çok izlenen yapımı oldu. Kanal, Avrupa Ligi nedeniyle perşembe günleri, Şampiyonlar Ligi nedeniyle ise salı veya çarşamba günlerinin dolu olması nedeniyle yeni dizi hazırlamak yerine mevcut güçlü dizilerini sürdürmeyi tercih ediyor.

TRT 1’i üç diziyle Kanal D takip ediyor. “Arka Sokaklar”ın durumu belirsiz, sezon finali ibaresinden dolayı yeni sezon onayı alan yapımlar arasında değerlendirdim ancak final yapabileceği de konuşuluyor. Now TV ve Star TV yeni sezona ikişer dizi taşırken, ATV ve Show TV birer diziyle listede yer aldı.

Geçtiğimiz sezondan devam eden 12 dizinin 6’sı yeni sezon onayı aldı. Yani önceki sezondan gelen dizilerin yeni sezona taşınma oranı %50 oldu. Bu oran geçen sezonla benzer seviyede kalırken, sezon içinde başlayan yeni dizilerde yeni sezon onayı alma oranı %29 oldu.

Bu noktada dizilerin yayına başladıkları ay da önemli bir faktör olabilir. Eylül ayında altı yeni dizi başlarken, bu dizilerden hiçbiri 13 bölümün altında kalmadı; ortalamaları 27 bölüm oldu. Ekim ayında başlayanlarda bu ortalama 19 bölüme, kasımda başlayanlarda ise 5 bölüme geriledi. Geçen sezon ise eylül ayında başlayanlarda ortalama 20 bölüm, ekim ve kasımda başlayanlarda 19 bölümdü. Özellikle sezonu eylül ayında açabilmek, her geçen sezon daha avantajlı hale geliyor. Bu sezon eylülün son haftasında 18 dizi ekrandaydı; önümüzdeki sezon bu sayının 24-25 bandını görmesi sürpriz olmayacaktır. Kanallar ve yapımcılar artık diziyi eylül ayında yayına sokmanın avantajını fark etmiş görünüyor.

Devam eden dizilerde, 20+ABC1 reyting ortalamasında bir önceki sezona kıyasla %40’ın üzerinde düşüş yaşayan yapımların genellikle final yaptığını görüyoruz. Bu kuralın istisnaları ise önceki sezonun zirvesinde yer alan ve güçlü yurt dışı satış potansiyeli oluşturan diziler oluyor. “Bahar” ve “Yalı Çapkını” gibi ilk sezonunu yüksek reytinglerle kapatan diziler ikinci sezonlarında %40 seviyesindeki düşüşlerine rağmen yurt dışı gelirlerinin etkisiyle üçüncü sezon onayı alabiliyor.

Bu noktada yurt dışı satışlarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Yurt dışı satış başarısı gösteren bir dizinin yayınlanan her yeni bölümü, yapımcı açısından yurt dışından ilave gelir anlamına geliyor. Bu nedenle reyting düşüşü her zaman doğrudan final kararı anlamına gelmiyor. Özellikle ilk sezonundan yüksek satış hacmi oluşturabilmiş ve yüksek satış potansiyeline sahip diziler için kanal ve yapımcı tarafında daha farklı bir ekonomik hesap yapılıyor.

Öte yandan, dizilerin üç aylık ciddi aranın seyirci alışkanlığını değiştirmesinin de etkisiyle yeni sezonlarında belirgin bir yorgunluk yaşaması da sık karşılaşılan bir durum. Bu sezona taşınan 12 dizinin 4’ü, bir önceki sezona göre %40’ın üzerinde düşüş yaşadı ve bu dizilerin tamamı final yaptı. Düşüşünü %30’lu seviyelerde tutabilen “Gönül Dağı” (-%30,8) ve “Kızılcık Şerbeti” (-%33,1) ise yeni sezon onayı aldı.

Tablonun ters tarafında ise “Eşref Rüya” dikkat çekici. Dizi, ortalamasını %6,38 artırmasına rağmen final yaptı. Yakın dönemde reyting ortalamasını yükseltmesine rağmen sezon sonunda final yapan bir dizi hatırlamak zor. Bu nedenle “Eşref Rüya”nın durumu ayrıca değerlendirilmesi gereken bir örnek. Burada yalnızca sezon ortalamasına değil, dizinin sezonu nasıl kapattığına ve tabii ki finansal meselelere bakmak gerekiyor.

İkinci veya daha sonraki sezonlarında reyting ortalamasını artıran dizilere sık rastlanmıyor. Yaklaşık 140 dakikaya ulaşan bölüm süreleri, hikayedeki yorgunluk, değişen oyuncu kadroları ve daha taze rakiplerin yayına girmesi; devam eden diziler açısından doğal bir düşüş potansiyeli yaratıyor.

Bu sezon yalnızca üç dizi bir önceki sezona göre reyting ortalamasını yükseltti. Geçtiğimiz sezon “Teşkilat”ın %46’lık güçlü sıçraması, bir önceki sezon ise “Kızılcık Şerbeti”nin %38’lik artışı öne çıkmıştı. Bu sezon benzer ölçekte büyük bir yükseliş yaşanmadı. Devam eden dizilerde yorgunluğun biraz daha belirgin hale geldiğini söylemek mümkün. Buna rağmen “Uzak Şehir”in %0,08’lik sınırlı artışı (ya da azalmaması da diyebiliriz) bile önemli. Son beş sezonun lider dizilerine bakıldığında, hiçbirinin ikinci sezonunda reyting ortalamasını artırmayı başaramadığı görülüyor. “Uzak Şehir” bu açıdan istisnai bir performans sergiledi.

SEZONU GÜÇLÜ KAPATAN DİZİLER

Bu istatistiğe ayrıca kıymet veriyorum. Geçtiğimiz sezon bu alanda “Uzak Şehir”in %5,8 ile lider olduğunu, “Eşref Rüya”nın ise %5,2 ile onu takip ettiğini yazmıştım. Bu iki dizi dışında yeni sezon onayı alan 11 yapımda pozitif bir sapma görülmemişti. Bu sezon hem “Uzak Şehir”in hem de “Eşref Rüya”nın sezon ortalamasını arttırması, sezonu güçlü kapatma verisinin dizilerin devamlılığı açısından önemli bir gösterge olduğunu doğruluyor.

Tekrar hatırlatmak gerekirse, “sezonu güçlü kapatma oranı”nı dizinin son iki bölümündeki reyting ortalamasını, sezon genelindeki ortalamasına bölerek hesaplıyorum. Böylece sezonun ilk aylarını güçlü geçirip ikinci yarıda tıkanan dizilerle, sezon sonuna doğru ivme kazanan dizileri birbirinden ayırmak mümkün oluyor.

Mayıs ayının son haftasındaki bayram tatili nedeniyle bu sezon son iki bölüm yerine son üç bölüm ortalamasını baz aldım. Bu sezon yalnızca iki dizi, sezon ortalamasının üzerinde bir kapanış performansı gösterdi. “Yeraltı” sezonu ortalamasının %9, “Çirkin” ise %3 üzerinde kapattı. Ancak iki dizinin de bayram tatilinden önce, mayıs ayının üçüncü haftasında sezon finali yaptığını not etmek gerekiyor. 

Yeni sezona taşınan 13 dizinin ortalama güçlü kapatma oranı %-15 oldu. Geçtiğimiz sezon da oran aynı şekilde %-15’ti. Dolayısıyla genel tabloda belirgin bir iyileşme ya da kötüleşmeden söz etmek mümkün değil.

Sezon ortalamasına göre en zayıf kapanışı “A.B.İ.” yaptı. Dizi, son üç bölümünde sezon ortalamasının %35 altında kaldı. Onu %-27 ile “Halef” ve “Arka Sokaklar” takip etti. “Güller ve Günahlar” %-25, “Gönül Dağı” ise %-23 ile sezon sonunu ortalamasının belirgin şekilde altında kapatan diğer diziler oldu. Geçtiğimiz sezon %-38 ile sezonu en zayıf kapatan dizi olan “Bahar”, bu sezon 20+ABC1’de %-45,75 ile en şiddetli düşüş yaşayan dizilerden biri oldu.

YAYIN GÜNLERİNE GÖRE SAYILAR

2025-2026 sezonunda en çok dizi “öğüten” günler Salı, Çarşamba ve Pazar oldu. Salı günü yayınlanan yedi dizinin beşi, Pazar günü yayınlanan altı dizinin ise dördü ekranlara veda etti. Buna göre Salı gününde yayınlanan dizilerin %71’i, Pazar gününde yayınlananların ise %66’sı sezon içinde final yaptı. Çarşamba günü ise beş dizinin dördü, yani %80’i ekranlara veda etti. 

Tabloyu yalnızca toplam dizi sayısı üzerinden değil, yeni başlayan diziler üzerinden de okumak gerekiyor. Geçtiğimiz sezon yeni diziler açısından en çok dizi öğüten gün olan Pazartesi, bu sezon en az yeni dizinin yayına başladığı gün haline geldi. Pazartesi günü başlayan üç dizinin tamamı sezon içerisinde final yaptı.

Burada “Uzak Şehir“’in ikinci sezondaki olağanüstü performansının etkisi büyük. Normal koşullarda ilk sezonunda zirveye çıkan dizilerin ikinci sezonlarında %15-20 civarında düşüş yaşaması beklenirken, “Uzak Şehir” bu eğilimin tersine güçlü performansını sürdürdü. Bu durum, Pazartesi gününe yeni dizi getirmek isteyen kanalların ve yapımcıların daha temkinli davranmasına neden oldu. Yayına giren sınırlı sayıdaki yeni dizi de mevcut rekabetin içinde tutunamadı.

Olumlu tarafta ise Perşembe gününün performansı dikkat çekici. Perşembe günü başlayan üç dizinin ikisi yoluna devam ediyor. Hem de her iki dizi de sezon sonu Top 10 listesinde. Böylece Perşembe gününde yeni başlayan dizilerin final oranı %33; bu da sezonun en düşük oranlarından biri.

Perşembe aslında kağıt üzerinde yeni dizi için en zorlu günlerden biri. Sezonun ilk dört ayında Avrupa Ligi maçları, yılbaşından sonra ise Türkiye Kupası karşılaşmaları nedeniyle neredeyse iki haftada bir açık kanalda 8-10 reyting bandına ulaşan güçlü bir futbol maçı rakip oluyor. Net bir sayı vermek gerekirse 2 Ekim-26 Şubat arasındaki 14 haftalık dönemde Perşembe günleri açık kanalda 10 kez Fenerbahçe maçı, 1 kez Galatasaray maçı yayınlanırken 2 hafta da Kandil nedeniyle toplam reytingde düşüş gerçekleşmiş.

Buna rağmen Perşembe dizilerinin görece daha dirençli kalması, kadın izleyicinin ağırlıkta olduğu hikayelerin futbol maçlarından daha sınırlı etkilenmesiyle açıklanabilir. Özellikle kadın merkezli dramların, maç akşamlarında kendi sadık kitlesini kolaylıkla koruduğu görülüyor.

PT KATEGORİLER

Geçtiğimiz sezon rapora eklediğimiz yeni bölümlerden biri de prime-time kategorileriydi. TİAK sitesi üzerinden halka açık olarak paylaşılan Total, AB ve 20+ABC1 reytinglerinin dışında, kanal ve yapım şirketlerinin görebildiği daha detaylı izleyici kırılımları bulunuyor. Bu kırılımlar, bir diziyi kimin izlediğini; hangi hikaye dönemlerinde hangi izleyici grubunun diziye yaklaştığını ya da uzaklaştığını anlamak açısından önemli.

Bir dizinin reytingini oluşturan şey de zaten bu alt kırılımların toplamı. Bu nedenle yalnızca reytinge bakmak, dizinin gerçek izleyici profilini her zaman göstermiyor. Hikayede yapılan radikal değişikliklerin veya yayın günündeki rekabetin hangi demografik grupları etkilediğini görebilmek için bu kategorileri ayrıca takip etmek gerekiyor.

Tabloda her dizi için en çok izlendiği beş kategori yer alıyor. Veri gizliliği nedeniyle kategori reytinglerini paylaşamıyorum. Ancak sayıları açıklamadan da bu verilerden anlamlı sonuçlar çıkarmak mümkün.

Geçtiğimiz sezon da değinmiştim: 13 bölümün altında kalan dizilerin çok büyük bölümü, kendisine düzenli bir izleyici kitlesi oluşturamadan final yapıyor. Bu nedenle kısa ömürlü dizilerde genellikle televizyonu en yoğun izleyen gruplar olan Kadın 45+ ve Ev Hanımı ilk iki sırayı oluşturuyor. TİAK’ın 2025 verilerine göre kadınlar erkeklerden %20, 55 yaş üstü izleyiciler ise 55 yaş altından %81 daha fazla televizyon izliyor. Dolayısıyla bu iki grubun genel tabloda baskın çıkması, televizyonun mevcut izleyici yapısıyla da uyumlu.

Geçtiğimiz sezon “Kalpazan”, 35-44 yaş grubunda öne çıkarak farklılaşan bir örnek olmuştu. Bu sezon böyle bir örnek yok çünkü yaşlanan panel artık 35-44’ün zirvede çıkmasına bir engel. 2019 yılında pazartesi akşamlarının çok izlenen dizisi “Çukur”un en çok izlendiği yaş grupları 25-34 ve 35-44; perşembe gününün çok izlenen dizisi “Camdaki Kız”ın ise 35-44 yaş kategorisi idi. Bu sezon ise 35-44’ün 45+’tan yüksek olduğu tek dizi “Bahar” -ki kısa sürede final yapmış. 25-34’ün zirvede olduğu bir dizi yok. Genç kitlenin artık televizyon izleme oranı hayli düşük, bu nedenle de 55+’a yönelik dizilerin artarak devam edeceğini tahmin etmek zor değil.

Bu sezon final yapan diziler arasında zirve kategorisi bölgesel olan üç dizi var. Mardin’li bir ailenin hikayesini anlatan “Sahipsizler”de Güneydoğu Anadolu, çekimleri İzmir’de gerçekleştirilen “Ben Leman”da İzmir ve Ege’de, Esenler otogarı hikayesi anlatan “Veliaht”ta İstanbul zirvede. “Kuruluş Orhan” ve “Cennetin Çocukları” da Erkek 45+ kategorisinde zirveye çıkarak kadın ağırlıklı genel tablodan ayrışan diziler.

Yeni sezona taşınan 13 diziye baktığımızda, altı dizinin zirvesinde Kadın 45+, iki dizinin zirvesinde ise Erkek 45+ yer alıyor. Eskişehir’de çekilen “Gönül Dağı”nın İç Anadolu’da, Trabzon’da çekilen “Taşacak Bu Deniz”in ise Karadeniz’de en güçlü izleyici profiline ulaşması ise çekim yapılan coğrafyayla paralel olarak beklenen sonuçlar. 

DİZİLERİN KİTLE BENZERLİKLERİ

Bu noktada, birbirine yakın hedef kitlelere sahip dizileri saptamak için bir korelasyon hesabı yaptım. Dizileri ham reytingler üzerinden değil, her kategoride kendi genel ortalamasına göre ne kadar güçlü olduklarını gösteren bir “affinity index” (yakınlık indeksi) üzerinden karşılaştırdım. Böylece dizinin reyting ortalamasının yüksekliği değil, hangi izleyici grubunda görece daha güçlü olduğu ölçülmüş oldu.

Ardından tüm kategorileri 36 dizi genelinde standardize ettim. Bu sayede çoğu dizide zaten yüksek çıkan Kadın 45+, Ev Hanımı gibi kategorilerin tek başına sonucu belirlemesinin önüne geçmeye çalıştım. Bununla birlikte bütün kategoriler eşit ağırlıkta değil. Genel yaş ve cinsiyet kırılımları taban ağırlık kabul edilirken; daha ayrıştırıcı olduğunu düşündüğüm bölgesel kategoriler ve sosyoekonomik statüler daha yüksek ağırlıkta. Amaç, hiçbir grubu dışarıda bırakmadan bölge ve gelir dağılımının farklı izleyici profillerini ayırmadaki etkisini biraz daha görünür hale getirmek.

Benzerlik oranı en yüksek dizi çiftleri:

  1. Halef x Uzak Şehir (aynı bölgede çekiliyor)
  2. Sakıncalı x Kıskanmak (aynı kanalda yayınlanıyor)
  3. Doktor Başka Hayatta x Kıskanmak (aynı kanalda yayınlanıyor)
  4. Sahipsizler x Arka Sokaklar
  5. Ben Onun Annesiyim x Sakıncalı (aynı kanalda yayınlanıyor)
  6. Mehmed Fetihler Sultanı x Veliaht
  7. Kral Kaybederse x Bahar (aynı gün yayınlanıyor)

En düşük benzerlik oranlarına sahip çiftler:

  1. Ben Onun Annesiyim x Taşacak Bu Deniz (aynı gün yayınlanıyor)
  2. Can Borcu x Eşref Rüya (aynı gün yayınlanıyor)
  3. Eşref Rüya x Sakıncalı (aynı gün yayınlanıyor)
  4. Arka Sokaklar x Kızılcık Şerbeti (aynı gün yayınlanıyor)
  5. Kıskanmak x Arka Sokaklar
  6. Sahipsizler x İnci Taneleri
  7. Halef x Cennetin Çocukları

En yakın çıkan ilk 15 çifte bakıldığında, dizilerin doğal olarak beş ayrı izleyici ailesine ayrıldığı görülüyor.

İlk aile; “Halef”,” Uzak Şehir”, “Sahipsizler”, “Arka Sokaklar” ve “Sevdiğim Sensin“den oluşuyor. Bu dizilerin ortak noktası, düşük gelir grupları ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu izleyicisinde güçlü olmaları. Kadın 45+ ve Ev Hanımı kategorileri de yüksek. Buna karşılık AB grubu ve üst gelirli erkek izleyici bu dizilerde oldukça zayıf. Bu aileyi, düşük gelirli, doğu ve güneydoğu ağırlıklı, orta yaş / yaşlı kadın izleyicinin güçlü olduğu bir grup olarak tanımlamak mümkün.

İkinci ve en kalabalık aile; “Sakıncalı“, “Kıskanmak“, “Doktor Başka Hayatta“, “Ben Onun Annesiyim“, “Can Borcu” ve “Sahtekarlar“dan oluşuyor. Bu grubun en belirgin ortak noktası İzmir ve Ege bölgesindeki güçleri. Kadın 45+ ve 55+ kategorileri bu ailede diğer gruplara göre çok daha baskın. Gençlik ve erkek kategorileri ise oldukça zayıf kalıyor. Dolayısıyla bu aile, daha yaşlı, kadın ağırlıklı ve Ege-İzmir ekseninde yoğunlaşan bir izleyici profiline sahip. Listedeki altı diziden beşinin Now TV’de yayınlanması ayrıca dikkat çekici.

Üçüncü aile; “Güller ve Günahlar“, “Aynadaki Yabancı” ve “Gözleri Karadeniz“i kapsıyor. Profil olarak ilk aileye çok benziyor: gelir durumu düşük olan D grubu, Kadın 45+ ve Ev Hanımı kategorileri güçlü. Ancak bu kez Doğu ve Güneydoğu yerine Karadeniz ile İstanbul öne çıkıyor. Aslında ilk grup ile neredeyse aynı diyebiliriz.

Dördüncü aile yalnızca “Kuruluş Orhan” ve “Teşkilat“tan oluşuyor. Bu iki diziyi diğer gruplardan ayıran temel unsur, en güçlü kategorilerinin kadınlar değil Erkek 45+ olması. Aksiyon ve tarih temalı içeriklerin erkek izleyicide daha güçlü karşılık bulduğu görülüyor. Ancak burada asıl ilgi çekici olan TRT 1’in tarihi türdeki diğer dizisi “Mehmed Fetihler Sultanı“nın bu iki diziyle benzerlik oranının -sanılanın aksine- görece düşük olması.

Mehmed Fetihler Sultanı“, Erkek 45+ grubunda benzer bir güce sahip olsa da yaş ve gelir profili açısından “Kuruluş Orhan” ve “Teşkilat“tan ayrışıyor. “Kuruluş Orhan” ve “Teşkilat“ta D grubu ile 55+ izleyici daha baskınken; “Mehmed Fetihler Sultanı“nda ABC1, AB ve Erkek ABC1 gibi üst gelir grupları öne çıkıyor. Dizi aynı zamanda daha çok İstanbul merkezli ve çalışma çağındaki izleyiciye yakın bir profile sahip.

Bu nedenle “Mehmed Fetihler Sultanı“nın en yakın eşleşmesi “Kuruluş Orhan” değil, sürpriz bir şekilde “Veliaht” çıkıyor. İki dizi de üst gelir grupları ve İstanbul izleyicisi bakımından birbirine yakın bir profilde. Ancak burada önemli bir sınır var: AB kategorisi gelir seviyesini ölçüyor; yaşam tarzını, dünya görüşünü ya da kültürel tercihleri ölçmüyor. Bu nedenle “Mehmed Fetihler Sultanı” ile “Veliaht” benzer gelir, yaş ve bölge kutularına düşse de gerçekte birbirinden farklı sosyokültürel kitlelere hitap ediyor olabilir. Elimizdeki kategoriler; yaş, cinsiyet, gelir ve bölgeyi gösteriyor, ancak yaşam tarzı gibi asıl ayrıştırıcı başka değişkenleri içermiyor.

Bunların dışında iki ayrı eşleşme daha dikkat çekici. “Kral Kaybederse” ve “Bahar“, Kadın 45+, Kadın 35-44 ve Ev Hanımı kategorilerinden dolayı benzer bir profile sahip. Aynı gün yayınlanan iki dizde bu denli yakın bir benzerliğe sık rastlanmıyor. Bu iki dizi daha çok orta yaş kadın izleyicinin güçlü olduğu bir gruba hitap ediyor; genç erkek izleyici ise her ikisinde de oldukça zayıf. Her iki dizinin de -iki farklı dijital platformda- exclusive yayınlandığının altını çizmek gerekiyor.

Taşacak Bu Deniz” ile “Eşref Rüya” ise diğer dizilerden farklı olarak tek bir kategoride aşırı biçimde sivrilmeyen, daha dengeli bir izleyici profiline sahip. Bu iki dizi, belli bir bölgeye, yaş grubuna ya da gelir segmentine sıkışmadan daha geniş bir kitleye ulaşabilmeleri üzerinden birbirine yaklaşıyor.

Bu tabloya geçen sezonla olan kitle korelasyonunu da eklemek iyi olabilir. “İnci Taneleri” ve “Gönül Dağı” 0,97; “Mehmed Fetihler Sultanı” ve “Kızılcık Şerbeti” ise 0,96 korelasyonla, kendi içinde izleyici profilini en fazla koruyan diziler oldu. Yani devam eden dizilerin büyük bölümü, sezonlar arasında ana izleyici kitlesini korumayı başarmış.

Bu alandaki belirgin istisna ise 0,75 korelasyonla “Eşref Rüya“. Geçtiğimiz sezon dizi; Working Women, AB, 20+ABC1 ve İzmir gibi üst sosyoekonomik statüye, çalışan kadınlara ve büyükşehir izleyicisine yakın kategorilerde daha güçlüydü. Bu sezon ise bu alanlarda kendi ortalamasına kıyasla belirgin düşüşler yaşandı. Buna karşılık Kadın 5-11, Doğu-Güneydoğu, C2 ve D gibi kategorilerde güçlü artışlar görüldü. Öyle ki dizi, geçtiğimiz sezona kıyasla Doğu-Güneydoğu’da %50, C2’de %44, D grubunda ise %33 oranında arttı. İçerikteki değişimlerin izleyici profiline, dolayısıyla 20+ABC1’e olan etkisine önemli bir örnek.

KANALLARA GÖRE SAYILAR

Yeni sezona dizi taşıma konusunda son iki sezondur istikrarlı biçimde zirveyi paylaşan TRT 1, bu sezon da liderliğini korudu. Kanal, sezon boyunca yayınladığı beş dizinin dördünü yeni sezona taşıyarak %80 başarı oranına ulaştı. İki sezon önce Show TV, geçtiğimiz sezon ise Star TV ile zirveyi paylaşan TRT 1, bu sezon listenin tek lideri oldu.

TRT 1’i, beş dizisinin üçünü yeni sezona taşıyan Kanal D %60 oranıyla takip etti. Bunun dışında hiçbir kanal %50 seviyesini geçemedi. Özellikle ATV’nin %14, Show TV’nin ise %16 seviyesinde kalan oranları dikkat çekici.

Ancak yalnızca sezon toplamına değil, yeni başlayan dizilere bakıldığında tablo biraz değişiyor. TRT 1’in bu sezonki yüksek oranında, “Teşkilat” ve “Gönül Dağı“nı altı sezondur; “Mehmed Fetihler Sultanı“nı ise üç sezondur devam ettirebilmesinin önemli payı var. Kanalın uzun soluklu dizileri, toplam başarı oranını yukarıda tutuyor.

Buna karşılık TRT 1’in yeni dizi üretiminde belirgin bir düşüş var. Pandemi dönüşündeki üç sezonda sırasıyla beş, üç ve beş yeni dizi deneyen kanal; geçtiğimiz sezon yalnızca bir, bu sezon ise iki yeni dizi ekranlara getirdi. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi maçlarının yayın akışında kapladığı alan, kanalın yeni dizi denemelerini sınırlayan temel nedenlerden biri. Bu sezon başlayan iki yeni diziden birinin yoluna devam etmesiyle, TRT 1’in yeni dizilerdeki başarı oranı %50.

Yeni diziler açısından zirvede Kanal D yer alıyor. Ancak burada örneklem oldukça sınırlı. Kanal sezon boyunca yalnızca bir yeni dizi yayınladı ve bu dizi yeni sezon onayı aldı. Böylece Kanal D, %100 oranla listenin başında görünüyor. Bu durum ayrıca kanalın üretim stratejisindeki sert değişimi de gösteriyor. Kanal D, önceki üç sezonda sırasıyla sekiz, yedi ve beş yeni dizi denemişti. Bu sezon ise yeni dizi sayısını bire (“Güller ve Günahlar“) indirirken dizi üç kategoride de sezonun en çok izlenen 10 dizisi arasında yer aldı. Kanal D aynı zamanda 6,86 reyting ortalamasıyla da zirvede yer alırken, TRT 1 6,80 ortalamayla zirveyi en yakından takip etti.

Star TV, üç yeni dizisinin ikisini yeni sezona taşıyarak %66’lık oranla Kanal D’nin en yakın takipçisi oldu. Buna karşılık %25 ile %50 arasında başarı oranına ulaşan bir kanal bulunmuyor. Now TV, sezon boyunca yayınladığı sekiz yeni dizinin ikisini; ATV ise altı yeni dizisinin yalnızca birini yeni sezona taşıyabildi. Show TV’nin ise dört yeni yeni dizisinin tamamı sezon içinde final yaptı. 

Kanalların ortalama dizi reytingleri:
1. Kanal D 6,86 (5 dizi)
2. TRT 1 6,80 (5 dizi)
3. Star TV 4,89 (5 dizi)
4. Now TV 4,39 (8 dizi)
5. Show TV 3,98 (6 dizi)
6. ATV 3,13 (7 dizi)

YAPIM ŞİRKETLERİ

OGM Pictures, bu sezon hem dizi hem de bölüm sayısında yeniden zirveye yerleşti. Şirket, 2022-2023 sezonunda beş dizi ve 130 bölümle rekor seviyeye ulaşmıştı. Sonraki sezon 105 bölümle ikinci sıraya gerilerken geçtiğimiz sezon ise 80 bölümle kuruluşundan bu yana en düşük hacimli dönemini geçirmişti. Bu sezon şirket, dizi sayısını altıya yükseltirken toplamda 106 bölüme imza attı ve en fazla sayıda bölüm üreten şirket oldu. 

100 bölüm sınırını aşan diğer şirket Ay Yapım. Bünyesindeki AyNa Yapım ile birlikte dört dizide toplam 105 bölüm üreten şirket, geçtiğimiz sezonki dört dizi ve 107 bölümlük performansını neredeyse aynı seviyede korudu. Ancak Ay Yapım açısından asıl dikkat çekici nokta, Total kategorisinde sezonun en yüksek ortalamaya ulaşan üç dizisinden ikisinin şirket imzası taşıması oldu. Bir yapım şirketinin aynı sezonda Total Top 3’te iki diziyle yer alması son olarak 2020-2021 sezonunda Tims&B Productions tarafından başarılmıştı. O sezon “Teşkilat” ve “Bir Zamanlar Çukurova” ile elde edilen bu başarıdan beş sezon sonra Ay Yapım, benzer bir performans gösterdi.

Zirve yarışını iki dizide 70 bölümle TİMSBİ Productions takip ediyor. TİMSBİ, yalnızca iki diziyle 70 bölüme ulaşırken her iki dizisini de üç kategoride birden sezon sonu Top 10 listesine sokmayı başardı. TİMSBİ, OGM Pictures ve Ay Yapım’ın da ikişer dizisi üç kategorinin tamamında Top 10’da yer aldı.

TİMSBİ’yi, üç dizide 66 bölümle Gold Film takip ediyor. Şirketin iki yeni dizisi sezon içinde final yaparken, “Kızılcık Şerbeti” bu sezon da 35 bölüm barajını aşarak şirketin en uzun soluklu işi olmayı sürdürdü.

İkiden fazla dizi yapan diğer şirketler arasında MF Yapım ve O3 Medya yer alıyor. İki şirket de ikişer diziyle 23’er bölüme imza attı ancak bu yapımların hiçbiri yeni sezona taşınmadı. 2023-2024 sezonunda dört dizi ve 78 bölümle dikkat çeken Medyapım ise bu sezon yalnızca bir dizi ve 20 bölüm üretti. Medyapım ile ortaklığı olan NTC Medya, iki dizi ve 19 bölümle listede yer aldı.

Sezonun yeni şirketlerinden DASS Yapım ise ilk yılında iki diziyle toplam 13 bölüme imza attı. Bu iki dizi de sezon içinde final yaptı.

Geçtiğimiz sezon sektöre yeni bir yapım şirketi katılmamıştı. Bu sezon ise iki yeni şirket ilk işlerini ekrana taşıdı. Yamaç Okur ve Mehmet Eryılmaz’ın ortak kurduğu FARO, ilk televizyon dizisi “Veliaht“ı Gold Film ortaklığıyla gerçekleştirdi. Selen Sevigen ve Berke Sevigen’in kurduğu DASS Yapım ise ilk sezonunda “Doktor Başka Hayatta“yı kendi başına, “Aşk ve Gözyaşı“nı ise O3 Medya ortaklığıyla hazırladı. Yeni yapımcıların sektöre girişini değerli buluyorum. Önümüzdeki sezonlarda bu çeşitliliğin artması, sektörün yenilenmesi açısından önemli olabilir.

Sektörde yeniden dizi yapan şirketler de var. Geçtiğimiz sezon dizi üretmeyen Most Production, 25 Film ve Baba Yapım bu sezon birer diziyle ekrana döndü. Most Production en son 2023-2024 sezonunda “Kara/Arak“, 25 Film 2021-2022 sezonunda “Uzak Şehrin Masalı“, Baba Yapım ise 2022-2023 sezonunda “Başım Belada” dizisini yapmıştı.

Most Production açısından “Halef” ayrıca önemli bir dönüş hikayesi. Şirket, 2000’li yılların büyük hiti sayabileceğimiz “İkinci Bahar“, “Sıla“, “Hayat Şarkısı” gibi televizyon dizilerine imza atmıştı. Ancak pandemi sonrasında yaptığı üç yeni dizinin ortalama ömrü 11 bölümde kalmıştı. “Halef“in 35 bölüme ulaşarak yeni sezon onayı alması, şirketin yeniden güçlü bir iş çıkardığını gösteriyor. 

25 Film’in son dizisi “Uzak Şehrin Masalı” yalnızca beş bölüm sürmüştü. Bu nedenle şirketin televizyona “Çirkin” gibi yeni sezon onayı alan bir dizi ile dönmesi önemli. Paneldeki yaşlanmayla birlikte ekranda daha geleneksel anlatıların yeniden güç kazanması, geçmişte büyük işler yapmış şirketlerin sektöre dönüşünü kolaylaştırıyor olabilir.

Buna karşılık bazı yapım şirketleri bu sezon ekranlarda yer almadı. “Büyük Selçuklu” (Uyanış+Alparslan) serisiyle son beş sezonda düzenli olarak birer dizi üreten Akli Film, bu sezon yeni bir dizi hazırlamadı. Geçtiğimiz sezon birer diziyle ekranda olan Üs Yapım, Pastel Film, Limon Film, Karga Seven ve Sinegraf da bu sezon dizi üretmeyen şirketler arasında yer aldı.

ÇEKİM MEKANLARINA GÖRE DİZİLER

2025-2026 sezonunda yayınlanan 36 dizinin 28’i İstanbul’da, sekizi ise Anadolu’da çekildi. Başka bir ifadeyle, dizilerin %78’i İstanbul’da, %22’si ise İstanbul dışında üretildi.

Bu oran son yıllardaki değişimi göstermesi açısından önemli. İki sezon önce dizilerin %91’i İstanbul’da çekiliyordu. Geçtiğimiz sezon bu oran %86’ya gerilemişti. Bu sezon ise düşüş trendi devam etti ve İstanbul’un payı %78’e kadar indi.

İstanbul dışında Trabzon, Şanlıurfa, Rize, Mardin, İzmir, Eskişehir, Balıkesir ve Adana’da birer dizi çekildi. Toplamda 81 ilin dokuzunda dizi üretimi gerçekleşti. “Veliaht“ın altı bölümünün Kars’ta çekildiğini ayrıca not etmek gerekiyor. Ancak dizinin ana çekim merkezi İstanbul olduğu için bu tabloya Kars’ı ayrı bir ana çekim ili olarak dahil etmedim.

Geçtiğimiz sezonun en çok izlenen dizisi olan “Uzak Şehir“, hiç kuşkusuz bu alanda yeni bir dönemin kapısını araladı. Dizinin başarısı, Anadolu’da geçen hikayelerin yeniden daha güçlü biçimde gündeme gelmesini sağladı. Bu sezon “Halef“in de bu çizgiyi devam ettirmesi, önümüzdeki sezon İstanbul dışı çekim oranının daha da artabileceğini düşündürüyor.

Sevdiğim Sensin” de bu açıdan farklı bir örnek sundu. Ağrı’da başlayan hikayenin ikinci bölümde İstanbul’a taşınması, sektör için yeni bir formül ihtimalini gösteriyor. Benzer bir formülü kısa süre önce “Yalı Çapkını” da denemişti. Anadolu coğrafyasının özellikle ilk bölümde duygu kurmak, karakterin kökünü anlatmak ve seyirciyle hızlı bağ kurmak açısından İstanbul’a kıyasla daha avantajlı olduğu açık. Ancak madalyonun diğer tarafında yurt dışı satışları var. Yalı, köşk ve İstanbul hayatı; uluslararası pazarda Anadoludaki konak hayatına kıyasla hala daha güçlü bir görsel cazibe sunuyor. Bu nedenle ilk bölümde Anadolu’da güçlü bir duygu satıp, sonrasında hikayeyi İstanbul’a ya da daha büyük bir dünyaya taşıyabilen diziler yurtdışı satışı açısından daha avantajlı olabilir.

Bölgesel olarak bakıldığında, İstanbul dışında çekilen dizilerin ikisi Güneydoğu Anadolu’da, ikisi Karadeniz’de, biri İç Anadolu’da, biri Ege’de, biri Akdeniz’de ve biri Marmara’da çekildi. Doğu Anadolu ise ana çekim mekanı olarak temsil edilmeyen tek bölge oldu.

Sezon boyunca en az bir bölümünü farklı bir ilde çeken diziler de vardı. Hikayesi Rize’de başlayan “Gözleri Karadeniz” bir süre sonra İstanbul’a taşınmış, sonrasında yeniden Rize’ye dönmüştü. “Kıskanmak” bir bölümünü Kapadokya’da çekti. “Veliaht” ise 20. bölümden sonra finale kadar Kars’ta devam etti.

Önümüzdeki sezon için sektörde konuşulan projeler, Anadolu’da çekim yapılan il sayısının artabileceğini gösteriyor. Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor. Anadolu, konak ya da toprak hikayesi tek başına reyting yükselten bir formül değil. Başarılı örnekler daha görünür olduğu için bu eğilim güçlü görünebilir; fakat aynı hatta ilerleyip karşılık bulamayan diziler de var. Dolayısıyla asıl belirleyici olan mekanın kendisi değil, o mekanın hikayeye ne kadar organik biçimde yerleştiği ve karakterlerle ne kadar güçlü bir duygu bağı kurabildiği.

İstanbul dışında çekilen diziler:

Adana – Bereketli Topraklar (5 bölüm)
Balıkesir – Cennetin Çocukları (36 bölüm)
Eskişehir – Gönül Dağı (bu sezon 38 toplamda 220 bölüm)
İzmir – Ben Leman (13 bölüm)
Mardin – Uzak Şehir (bu sezon 35 toplamda 63 bölüm)
Rize – Gözleri KaraDeniz (16 bölüm)
Şanlıurfa – Halef: Köklerin Çağrısı (35 bölüm)
Trabzon – Taşacak Bu Deniz (31 bölüm)

REYTİNG SIRALAMASI (20+ABC1 ORTALAMALARINA GÖRE)

İlk 10 sıralamasında geçen sezon olduğu gibi bu sezon da Kanal D, üç diziyle zirvede. Kanal özellikle sezonun ilk yarısını, eylül-şubat arasındaki dönemi oldukça güçlü geçirdi ve haftalık toplam reytingini 38 seviyelerine kadar yükseltti. Ancak sezonun ikinci yarısında yaşanan düşüş trendleriyle birlikte kanal sezonunu 28’li seviyelerde tamamladı.

Buna rağmen Kanal D’nin peş peşe iki sezonda Top 10’a üçer dizi sokması dikkat çekici. Üstelik kanalın bu sezon yalnızca bir yeni dizi denediğini düşünürsek, mevcut dizilerini koruma ve yukarı taşıma konusunda başarılı bir dönem geçirdiğini söylemek mümkün. Önümüzdeki sezon bu performansın devam edip etmeyeceğini görmek önemli olacak.

20+ABC1 kategorisinde zirvede sezonun yeni dizisi “Taşacak Bu Deniz” yer alıyor. Dizi, 31 bölümde 13,55 ortalama reytinge ulaşarak sezonun en çok izlenen yapımı oldu. Son dört sezonda da zirveye 10 reyting ortalamasının üzerinde çıkan yeni dizilerin yerleşmesi dikkat çekici. Sırasıyla “Yalı Çapkını“, “Bahar“, “Uzak Şehir” ve “Taşacak Bu Deniz” yani dört farklı kanalın temsilcileri yayınlandıkları sezonun süper hiti haline geldiler.  Televizyon izlenmesinde yıllardır süren düşüşe rağmen, her sezon geniş kitleye ulaşan ve çift haneli reytinglere çıkan yeni bir dizinin ortaya çıkması sektör açısından önemli. 

Zirveyi en yakından “Uzak Şehir” takip etti. Dizi, 35 bölümde 13,24 ortalama reytinge ulaştı ve “Taşacak Bu Deniz” ile arasındaki fark yalnızca %2 seviyesinde kaldı. Bu tabloyu 2018-2019 sezonundan bu yana hazırlıyoruz. Daha önce hiçbir dizinin ikinci sezonunda 13 reyting ortalaması yakaladığını görmemiştik. Bu açıdan “Uzak Şehir“in performansı benzersiz bir yerde duruyor.

Yakın dönemde benzer bir başarıyı 2018-2019 sezonunda 11,80 ortalamaya ulaşan “Kadın“, 2021-2022 sezonunda ise 10,48 ortalamayla “Gönül Dağı” göstermişti. Ancak “Uzak Şehir“in ikinci sezonunda 13 reyting bandını aşması, bu örneklerin de üzerine çıkan bir performans oldu. Bu başarının en önemli kırılımlarından biri, ilk sezon boyunca öldü bilinen bir karakterin geri dönmesiyle yaratılan güçlü ahlaki ikilemlerdi. “İki adama birden baba diyen çocuk” ve “biri eskiden aşık olduğu adam, diğeri şimdi aşık olduğu adam olan iki kardeşle aynı evde yaşayan kadın” gibi çok keskin melodram çatışmaları, dizinin ikinci sezonunu diri tutan ana motorlardan biri haline geldi.

Bu durum ayrıca genel sektör eğilimi açısından da önemli. İlk sezonunda daha “gerçek” bir yerden hikaye anlatan dizilerin, ikinci sezonlarında yeni çatışma yaratmak için daha “gerçek dışı” hamlelere başvurduğunu ve bunun seyircide karşılık bulabildiğini görüyoruz. Bu aslında “Yasak Elma” dizisinden de hatırlayabileceğimiz bir durum. Sezonun ilerleyen dönemlerinde “Sahipsizler“de ilk sezonda ölümünü gördüğümüz anne karakterinin, “Kıskanmak“ta ise öldü bilinen Cemal Paşazade’nin geri dönüşü ve iki dizide de yaşanan artış trendi, bu tür melodramatik gerçek dışılığın önümüzdeki sezon daha fazla kullanılabileceğini gösteriyor.

Listenin üçüncü ve dördüncü sıralarında, yeni yılda başlayan iki yeni dizi yer aldı. Medyapım imzalı “Yeraltı“, 16 bölümde 8,40; Ay Yapım imzalı “Sevdiğim Sensin” ise 15 bölümde 8,14 ortalama reytingle sezonu tamamladı. İki dizi, kısa süre içinde güçlü bir izleyici kitlesi oluşturarak yeni sezonun en başarılı yapımları arasına girdi.

Beşinci sırada, geçtiğimiz sezona kıyasla ortalamasını artırmayı başaran “Eşref Rüya” yer aldı. Dizi, 34 bölümde 7,50 ortalama reytingle sezonu beşinci sırada tamamladı. Sonraki sıralarda ATV’nin listedeki tek temsilcisi “A.B.İ.” ile Show TV’nin tek temsilcisi “Kızılcık Şerbeti” bulunuyor.

Bu noktada önem verdiğim bir başka istatistik de, yalnızca bir hedef kitlede Top 10’a giren ya da diğer iki kategoride listeye giremediği halde bir kategoride öne çıkan diziler. Paneldeki yaş ortalamasının yükselmesiyle birlikte Total ve 20+ABC1 arasındaki fark giderek kapanıyor. Özellikle başlangıçta daha çok Total kitleye hitap eden; güçlü ahlaki ikilemler, diken üstünde ilerleyen olaylar ve aile çatışmalarıyla başlayan diziler, ilerleyen bölümlerde aşk hikayesini güçlendirdikçe 20+ABC1 ile Total arasındaki farkı azaltabiliyor.

Halef” bunun iyi bir örneği. Dizi üçüncü bölümünde Total kategorisinde 20+ABC1’e göre %26 daha yüksek bir performans gösterirken, final bölümünde bu fark %13’e geriledi. hikayenin ilerleyen bölümlerde aşk ve karakter ilişkileriyle beslenmesi, dizinin Total ile 20+ABC1’i arasındaki farkı epey azaltmış görünüyor.

Geçtiğimiz sezon “Sahipsizler“, Total kategorisinde beşinci sıraya yerleşmesine rağmen 20+ABC1 Top 10 listesine girememişti. Bu sezon buna benzer bir ayrışma görülmedi. Sıralamalar farklı olsa da Total ve 20+ABC1 kategorilerinin Top 10 listeleri aynı dizilerden oluştu. Bu durum, iki kitlenin son yıllarda birbirine ne kadar yaklaştığını gösteriyor.

YENİ BAŞLAYAN DİZİLERDEN 2.BÖLÜMLERİNDE EN FAZLA SIÇRAMA YAPAN DİZİLER (20+ABC1)

Yeni bir dizinin uzun vadeli performansını ilk bölümden tahmin etmek elbette kolay değil. Ancak bazı ipuçları daha ilk haftadan itibaren kendini göstermeye başlıyor. Bunların en önemlisi de dizinin ikinci bölümündeki değişim oranı.

İstisnai durumlar her zaman olabilir. İlk ya da ikinci bölümün futbol maçına, kandile veya olağandışı bir rekabet gününe denk gelmesi, veriyi yanıltabilir. Ancak bu tür dışsal etkiler olmadığı sürece ikinci bölümdeki artış ya da düşüş, dizinin sonraki haftaları hakkında önemli bir fikir veriyor.

Genellikle ikinci bölümde düşüş yaşayan dizilerin ömrünün kısa olması beklenir. Bunun arkasında basit bir yayın matematiği var. Yeni diziler ilk bölümlerinde genellikle 20.00’de başlar ve reklam vermeden ilerler. Bu nedenle toplam televizyon izlenmesinin görece daha düşük olduğu erken saatlerde ekranda kalırlar.

İkinci bölümde dizi, ilk bölümün tekrar performansına göre değişen bir saatte yayına girer. Tekrarları iyi giden, yani izleyicide merak uyandırdığı anlaşılan diziler ikinci bölümde saat 21.00 civarında başlar. Tekrarı beklentinin altında kalan diziler ise 20.30 gibi daha erken bir saate çekilir; böylece rakip diziler başlamadan izleyici yakalanmaya çalışılır. Yani tekrar performansı çok kötü gitmediyse dizi ikinci bölümde en azından 20.30’da başlar ve izleyici pastasının daha büyük olduğu bir zaman diliminde yayına girer. Ayrıca ikinci bölümde dizinin merak unsuru genellikle ilk bölüme kıyasla daha yüksek olduğundan, baştan koparılıp sona eklendiği için “pozitif” bir etki yaratır.

Bu nedenle ikinci bölümde dizinin artış göstermesi, çoğu zaman normal kabul edilir. Dizi hem daha yüksek toplam reytingin olduğu saatlere kayıyor hem de ilk bölümün ardından oluşan merak ve fısıltıdan besleniyor. Buna rağmen ikinci bölümde artamayan ya da düşen dizilerde, seyircinin ilk bölümden yeterince memnun kalmadığı ihtimali güçleniyor.

Bu istatistik bir süredir raporun düzenli başlıklarından biri. Sinema box office’inde de buna benzer bir karşılık var. Seyircide güçlü bir fısıltı yaratan filmler ikinci haftalarında yükseliş yaşar. Fısıltı çok güçlüyse bu artış üçüncü haftaya da taşınabilir. Daha sınırlı kalan örneklerde ise ikinci haftadaki artışın ardından film yavaş yavaş düşüşe geçer. Yakın dönemden “Saplantı” (Obsession) bunun bir örneği olarak beş hafta peş peşe aralıksız arttı ve açılış gişesinin 50 katı gişe yaptı.

Bu sezon ikinci bölümde en yüksek artışı gerçekleştiren iki dizi TRT 1 ekranında yayımlandı. “Cennetin Çocukları“, ikinci bölümünde 1,95 puanlık ve %61’lik artışla listenin ilk sırasında yer aldı. “Taşacak Bu Deniz” ise 1,92 puanlık, %42’lik yükselişle onu takip etti.

Son üç sezonda ikinci bölümde en az üç puanlık sıçrama yapan diziler görmüştük. “Yalı Çapkını“, “Bahar” ve “Bir Gece Masalı” ilk bölümün ardından güçlü bir fısıltı yaratarak üç puandan fazla artmıştı. Bu sezon ikinci bölümde benzer ölçekte bir çıkış yakalayan dizi olmadı. Buna karşılık “Taşacak Bu Deniz“, “Yeraltı” ve “Sevdiğim Sensin” gibi diziler ikinci bölümündeki artışını üçüncü bölümde de sürdürerek güçlü bir performansa ulaştı.

İkinci bölüm çıkışlarında TRT 1’i üç diziyle NOW TV takip etti. “Kıskanmak“, ikinci bölümünde 1,72 puanlık ve %55’lik artış yakaladı. “Yeraltı” ve “Halef” ise 1,41 puanlık, %25’lik yükselişler gerçekleştirdi.

Tablonun ters tarafı ise ikinci bölüm verisinin önemini daha açık biçimde gösteriyor. Bu sezon yeni başlayan diziler arasında ikinci bölümünde yarım puandan az artan ya da düşüş yaşayan 11 dizinin 10’u sezon içinde final yaptı. Bu 10 dizinin ortalama ömrü yalnızca 10 bölüm.

Bu sezonun dikkat çekici istisnası “Çirkin” oldu. Star TV’nin yeni dizisi ikinci bölümünde 0,31 puanlık düşüş yaşamasına rağmen sonraki haftalarda peş peşe artış kaydetti ve yeni sezon onayı aldı. Ancak bu düşüşün yaşandığı gün Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin ekranda olması önemli bir dışsal etkiydi. Derbi olmasaydı dizinin ikinci bölümünde yaklaşık bir puanlık artış görme ihtimali yüksekti.

Bu vesileyle tekrarların önemini de hatırlatmak gerekiyor. Bir dizinin ilk prime-time tekrarı ile ilk bölüm sonrası gece tekrarında, bölüm reytinginin %40’ına ulaşması olumlu bir işaret olarak kabul edilebilir. Daha da önemlisi, iki prime-time tekrarı verilen dizilerde ikinci tekrarın ilk tekrarın üzerine çıkmasıdır. Bu tablo genellikle dizinin ilk bölümüyle güçlü bir fısıltı yarattığını ve sonraki hafta en az bir puanlık belirgin bir sıçrama yapabileceğini gösterir.

ARTIŞ TRENDLERİ

Raporun bir diğer yeni bölümü de sezon içindeki artış trendleri. Bunun tersi olarak düşüş trendleri de analiz edilebilir ancak sektör değerlendirmesinde negatif tabloya odaklanmayı doğru bulmuyorum. Bu nedenle burada dizilerin hangi dönemlerde ve hangi hikaye dinamikleriyle yükselişe geçtiğine bakmak istedim.

Geçtiğimiz sezonlara kadar bu tabloyu sağlıklı biçimde hazırlayamamamın temel sebebi, dizilerin büyük bölümünü yalnızca ilk birkaç bölümüyle takip edebilmemdi. Bu sezonun başından itibaren mümkün olduğunca tüm dizileri izlemeye, izleyemediklerimi ise özetler ve kritik sahneler üzerinden takip etmeye çalıştım. Böylece her dizinin sezon içindeki hikaye akışı hakkında daha bütünlüklü bir fikir edinme imkanım oldu. Bu da reyting hareketleri ile içerikteki gelişmeleri daha sağlıklı eşleştirmeyi sağladı.

Bu tabloyu aslında iki ayrı başlıkta okumak gerekiyor: hafta bazında en uzun artış serileri ve puan bazında en yüksek artışlar. Reyting istatistikleri PDF’inde iki ayrı sütun halinde yer alan bu verileri, raporu gereğinden fazla uzatmamak adına burada puan bazındaki artışlara göre sıraladım.

Listenin ilk sırasında, sezonun en çok izlenen dizisi olan “Taşacak Bu Deniz” yer alıyor. Dizi, 5-8. bölümler arasında toplam 6,65 puanlık çok güçlü bir artış gerçekleştirdi. Bu dönem, dizinin başlangıçtaki daha gerçekçi aile hikayesinden sıyrılarak entrika ve aksiyonu daha yoğun kullandığı; Eleni’nin kimliği üzerinden seyirci merakını sürekli canlı tuttuğu bir dönemdi.

Beşinci bölümde Eleni’nin yalnızca Rum olmadığı, aynı zamanda Fırtına ailesine bağlı bir geçmiş taşıdığı gerçeğinin Adil tarafından öğrenilmesi; 6. bölümde Eleni’nin Esme ve Adil’in kızı olduğunun Oruç tarafından çözülmesi, hikayeyi yeni bir aşamaya taşımış olmalı. Fırtına Konağı’nın Adil tarafından basılmasını da eklemek gerekiyor. 7. bölümde DNA testleriyle oynanması ve “yalancı anne” Hicran’ın devreye girmesi güçlü bir tepki yaratırken; 8. bölüm finalinde Eleni’nin Adil’e söylediği “Toprakta yatan sır: Aleyna” sözü, bu bloğun duygusal zirvesini oluşturdu.

Taşacak Bu Deniz“in tek yükseliş serisi bu değil. Dizi, 2. ve 3. bölümlerde de toplam 5,17 puanlık dikkat çekici bir mini seri yakaladı. Ayrıca 22. ve 23. bölümlerde, bayram tatilinin ardından Eleni’nin gerçek kimliğinin açığa çıkması ve Adil’in kızının mezarı başındaki duygusal sahneleriyle yeniden yükselişe geçti.

Listenin ikinci sırasında “Güller ve Günahlar” var. Dizi, “Kader’in babası kim?” sorusunu merkeze alıp bu fısıltıyı güçlendirdiği 2. bölümden itibaren dört hafta boyunca toplam 3,97 puanlık bir artış yakaladı. Bu süreçte her bölüm, Kader’in babası olabilecek yeni bir ismi gündeme getirdi; Can, Cihan ve şantajcı kafeci gibi karakterler üzerinden şüphe sürekli yer değiştirdi. Dizi, karakter yerine olay satıp o olay üzerinden karakterleri tanıtma yolunu izledi. Bu tür dizilerde verilebilen her entrika, açılan her sır, bir sonraki hafta güçlü bir artış olarak geri dönüyor. Ancak bu entrikalar ve sırlar bir yandan da timsahın ağzına et atmak gibi; doyum noktasını bulmak çok zor, bu yüzden de peş peşe artışlar yaşatabildiği gibi peş peşe düşüşler de yaşatabiliyor.

Dizinin ikinci dikkat çekici artış serisi ise 23-25. bölümlerde yaşandı. 15. bölümde 8,27 ile sezon zirvesine çıkan dizi, sonrasında altı hafta boyunca aralıksız düşüş yaşamıştı. 22-24. bölümlerde “Kader’in babası kim?” merakı yeniden yukarı taşıdı. 22. bölümde Kader’in babasının aslında amcası Cihan olduğu ima edildi; 23. bölümde Serhat, bu gerçeği ses kaydıyla öğrenerek abisine silah doğrulttu; 24. bölümde ise amcas terastan düşerek felç kaldı.

Listenin üçüncü sırasında, yılın en çok izlenen yeni dizisi olan “Yeraltı” yer alıyor. Dizi ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerinde peş peşe sıçradı. Sonrasında bir süre yatay seyrederken, 9. bölümden itibaren üç haftada toplam 3,48 puanlık yeni bir artış serisi yakaladı. Bu yükselişte maçların sona ermesinin de dışsal bir etkisi olmuş olabilir. Ancak içerik tarafında da belirgin bir kırılma var: Haydar Ali’nin Ceylan’ın önüne siper olmasıyla Bozo’nun sorduğu “Efraim beni sevdiği için önüme atladı, sen niye karımın önüne atladın Ali?” sorusu, tanıtımın %50 daha yüksek ilerlemesini sağladı. Dizinin ilk bölümden itibaren vaat ettiği aşk ve ihanet gizemini açık bir şekilde vermesi bu yükselişi beraberinde getirmiş olmalı.

Dördüncü sırada sezonun bir diğer başarılı yeni dizisi olan “Sevdiğim Sensin” “yer alıyor. 20+ABC1’de sezonun ikinci en yüksek açılışını gerçekleştiren dizi, 2. ve 3. bölümlerde toplam 2,75 puanlık artış yakaladı. Bu ilk dönemde, seyircinin “evinin kızı” olarak gördüğü Dicle’nin İstanbul gibi hiç bilmediği bir şehirde hayatta kalma çabası ve yeni hayatına uyum sağlama mücadelesi ilgi çekmiş olmalı.

Dizinin daha önemli artış serisi ise 7-9. bölümlerde geldi. Dizi bu üç bölümde toplam 2,77 puanlık bir yükseliş gerçekleştirdi. Erkan’ın “boşanmıyorum” diyerek aşkını daha açık biçimde ortaya koyması yani total hikayeye artık aşkın girmiş olması ve Dicle’nin öğretmeni sandığı Derya’nın, öldü bildiği kardeşi Feride olduğunun anlaşılması; hikayenin dramatik aksını güçlendirdi.

Sevdiğim Sensin“, başlangıçta Külkedisi hikayesi üzerinden dikkat çekmişti. Ancak dizinin asıl güçlü yükselişini bu çizgiden değil; merkezine aldığı aşk hikayesi ve Dicle’nin kaybettiğini sandığı kardeşiyle ilgili dram üzerinden yakaladığı görülüyor.

Daha küçük çaplı olsa da dikkat çekici artış serileri yakalayan başka diziler de var. “Veliaht“, 17. bölüm finalinde en büyük sırrını açığa çıkararak Zafer’in, kendisi gibi davranan Timur’u ifşa etmesiyle 18. ve 19. bölümlerde artış yaşadı. Bunun üstüne hikayenin Kars’a taşınmasıyla birlikte dizi üç bölümde toplamda 1,66 puan arttı. 

Kıskanmak” ise sezonun ilginç örneklerinden biri oldu. İlk beş bölümünde Seniha’nın çirkinlik kompleksi, geçmiş travmaları, Halit’in baskısı ve Nüzhet-Mükerrem arasındaki gizli geçmiş üzerinden daha yavaş, karakter odaklı bir premium drama sundu. 6. bölümden itibaren ise dizi, sırların ve yapısal şokların peş peşe geldiği daha hızlı bir yapıya geçti.

Doğum günü rezaleti, gözaltı, tekne cinayetinin ortaya çıkması, soybağı gerilimi ve DNA testi gibi kırılmalar; hikayeyi daha yüksek tempolu hale getirdi. Aynı dönemde Seniha’nın savunmada kalan karakter konumundan çıkarak oyun kurucu bir figüre dönüşmesi de değişen bir diğer denge. Nüzhet ile Halit’in kardeş çıkması ve Mediha’nın yeniden aktif bir tehdit unsuruna dönüşmesi, dizinin ilk bölümlerdeki psikolojik dram tonundan daha entrikalı bir yapıya geçmesini sağladı. Böylelikle dizi 6-7-8.bölümlerde toplamda 1,39 puan arttı.

Bir puanın üzerinde artış serisi yakalayan dizilerden biri de “Sahtekarlar” oldu. Dizi, 7. ve 8. bölümlerde toplam 1,11 puanlık yükseliş yaşadı. Asya’nın sevdiği adam yerine Emir’le evlenmek zorunda kalması, dizinin “zorla evlendirilen mağdur kadın” aksını açarken, bu aks özellikle 55+ kadın seyircide yüksek bir artışa yol açmış görünüyor. Aynı bölümde çiftin ilk kez birbirine aşkını itiraf etmesi de bu artışı etkilemiş olmalı.

Son olarak “Kuruluş Orhan“, 19-21. bölümlerde toplamda 1,02 puanlık dikkat çekici bir artış serisi yakaladı. Bu artışta maçların sona ermesinin etkisi olabilir. Ancak hikayenin içeriğinde de güçlü bir dramatik kurulum vardı: Orhan’ın Bizans’la barış için Asporça ile evlenmek zorunda kalması, hamile eşi Nilüfer’in yaşadığı dramla birlikte işlendi. Asporça’nın darağacında olmasıyla Nilüfer’in aynı anda doğum sancısına girmesi seyirciye ölüm ve doğum arasında kurulan iki ayrı kadın hikayesi sundu. Erkek dizisi olarak görülen bir dizinin kadın hikayesini açtığı bölümlerde artışlar yaşaması dikkat çekici bir durum.

Hafta bazında en uzun artış serisini ise “Kral Kaybederse” yakaladı. Dizi, son beş bölümünün tamamında yükseliş göstererek toplamda 1,01 puanlık artış trendi oluşturdu.

Kasım ayına girilmesiyle birlikte toplam televizyon izlenmesindeki artışın bu yükselişte etkisi olduğu söylenebilir. Ancak dizinin içerik tarafında da belirgin bir kırılma yaşandı. 26. bölümden itibaren hikaye, Kenan Baran’ın çöküş sürecine odaklandı. Handan’ın geçmişte zorlandığı kürtajları anlatıp Kenan’ı tek celsede boşaması, Fadi’nin numarasını değiştirerek sıfırdan bir hayata başlaması, Kenan’ın doktor seanslarının başlaması ve 27. bölüm sonunda maddi varlığını tamamen kaybetmesi; diziyi daha sert ve ilk bölümde vaat ettiği “kaybeden adam” çizgisine taşıdı. Dizinin sezonun en yüksek reytingine, alışılmışın aksine final bölümünde ulaşması bu açıdan dikkat çekici.

Hafta bazında ikinci en uzun artış serisi ise “Kızılcık Şerbeti“nden geldi. Dizi en yakın rakibinin de yükseliş trendinde olduğu bir dönemde 112-116. bölümler arasında dört hafta üst üste artarak toplamda 1,63 puanlık yükseliş yakaladı.

Bu yükselişte, dizinin tabiri caizse yeniden güçlü bir dramatik hamle yapmasının etkisi belirgin. Tekne faciası, zaman atlaması, Doğa’nın geri dönüşü, holdinge silahlı baskın ve Çimen’in basılma skandalı gibi gelişmelerle her bölüme en az iki büyük kırılma yerleştirildi. 114. bölümden itibaren hikayeye dahil olan Salkım Hanım da bu artışta önemli rol oynamış olmalı. Konağın tüm dengelerini bozan, kaosu geleneksel ve patavatsız bir üslupla taşıyan bu karakter, “yıkıcı düzenbaz” figürüyle özellikle 45+ kadın seyircide iyi bir artış yaşatmış görünüyor. Normal şartlarda hikayedeki zaman atlamalarının ve dışarıdan bir anda gelip merkeze yerleşen karakterlerin, seyircinin diziye olan odağını dağıttığı söylenir; ancak “Kızılcık Şerbeti” türünün de etkisiyle burada bunun tam tersi bir örnek yaşanmış.

DİZİ SÜRELERİ

Maalesef dizi sürelerindeki uzunluk bu sezon da devam etti. Geçtiğimiz sezon 44 dizide 135 dakika olan ortalama bölüm süresi, bu sezon 36 dizide 138 dakikaya yükseldi.

Uzun dizi sürelerinden hem set emekçilerinin hem de izleyicinin şikayetçi olduğu biliniyor. Ancak mevcut reklam matematiği devam ettikçe bölüm sürelerinin 140 dakikanın altına kolay kolay düşmeyeceği görülüyor. 140 dakikalık ortalama kanalların beş reklam kuşağını açabilmesi için ancak yeterli oluyor.

21.00’de başlayıp 23.45’te biten bir yayın akışında, beş reklam kuşağını yerleştirebilmek için yaklaşık 135-140 dakikalık bir bölüm süresine ihtiyaç duyuluyor. Bazı dizilerde önceki bölümün final sahnesiyle geriden başlamak, reklam kuşağından sonra aynı sahneyi yeniden göstermek gibi yöntemlerle 130 dakikalık bölümlerde de bütün kuşaklar açılabiliyor. Ancak bu, kanallar açısından ideal değil; daha çok zorunlu durumlarda başvurulan bir yöntem.

Geçtiğimiz sezon yalnızca iki dizi 145 dakika ortalamasını aşmıştı. Bu sezon ise tam sekiz dizi 145 dakikanın üzerine çıktı. Bu oldukça sert bir artış. Bu dizilerin üçü TRT 1, ikisi Star TV, birer tanesi Kanal D, ATV ve Now TV ekranlarında yayımlandı. Yani Show TV dışında bütün ana akım kanallar en az bir tane 145 dakika üzeri ortalamaya sahip dizi yayınladı. Uzun süre meselesinin belirli bir kanalın tercihinden çok, sektörün geneline yayılan bir yayın politikası haline geldiğini söylemek mümkün.

Süreleri en uzun 10 dizinin üçünde OGM Pictures, ikisinde ise TİMSBİ imzası var. Sektörün en yüksek hacimli şirketlerinin de bu uzunluklara çıktığı görülüyor.

Sezonun reyting lideri “Taşacak Bu Deniz“, 150 dakikalık ortalamasıyla aynı zamanda en uzun dizisi oldu. Bu durum, televizyon izleyicisinin uzun süreye sosyal medyada düşünüldüğü kadar sert tepki vermediğini gösteriyor. Elbette burada süre ile reyting arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru olmaz. Ancak uzun bölümün tek başına seyirci kaybettirdiği yönündeki genel kabulü de bu örnekler sorgulatıyor.

Daha önce hem reyting ortalamasında hem de süre ortalamasında zirveye çıkan son dizi, 2021-2022 sezonunda “Gönül Dağı” olmuştu. “Taşacak Bu Deniz“, beş sezon sonra bu iki alanda birden zirveye çıkan ilk dizi oldu.

Tablonun diğer tarafında ise 137 dakika ortalamasının altında kalan 10 dizi bulunuyor. Bu dizilerin tamamı sezon içinde final yaptı. Ancak burada ilk bölümlerin yapısını ayrıca düşünmek gerekiyor. Diziler ilk bölümlerde, bölüm arkası dışında reklam almadıkları için süreleri henüz tam oturmuyor. Kanallar ideal olarak 105 dakika civarında bir bölüm ister; böylece hem 22 hem de 23 reklam kuşaklarını blok halinde açabilir. Ancak ilk bölümlerde bu her zaman mümkün olmuyor.

Bu nedenle süre ortalaması yüksek çıkan dizilerde bile ilk bölümün daha kısa kaldığını görüyoruz. Genellikle üçüncü bölümden itibaren reklam düzeni oturuyor ve bölüm süreleri uzamaya başlıyor. Bu sebeple yedi bölümden kısa süren dört diziyi bu değerlendirmeye dahil etmedim. Bu diziler, henüz tam reklam kuşakları bile açamadan yayından kalktıkları için süre ortalamalarını diğer dizilerle karşılaştırmak sağlıklı olmazdı.

Geçtiğimiz sezonda olduğu gibi, süre ortalaması kısa kalan dizilerin tamamı final yaptı. Buna karşılık uzun süreli dizilerde yeni sezona taşınma oranının daha yüksek olması dikkat çekici. Bu tablo, uzun süren dizilerin daha başarılı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak televizyon seyircisinin uzun bölüme otomatik olarak olumsuz tepki vermediğini gösteriyor.

Kısa süre ortalamalarında dikkat çeken bir başka nokta ise tabanın da yükselmesi. Geçtiğimiz sezon 120 dakikanın altında ortalamaya sahip iki dizi vardı: “Şakir Paşa Ailesi” ortalama 106 dakika, “Kral Kaybederse” ise 112 dakika ydı. Bu sezon 120 dakikanın altında ortalamaya sahip hiçbir dizi bulunmuyor. Geçtiğimiz sezon 112 dakika ortalamaya sahip olan “Kral Kaybederse“nin bu sezon 134 dakika ortalamaya çıkması da dikkat çekici.

En uzun süre ortalamalı diziler:

1. Taşacak Bu Deniz (TRT1) 31 bölümde 150 dk ortalama
2. Gönül Dağı (TRT 1) 38 bölümde 148 dk ortalama
3. Çirkin (Star) 8 bölümde 148 dk ortalama
4. Teşkilat (TRT 1) 36 bölümde 146 dk ortalama
5. Halef: Köklerin Çağrısı (NOW) 35 bölümde 146 dk ortalama

En kısa süre ortalamalı diziler:

1. Aşk ve Gözyaşı (ATV) 7 bölümde 122 dk ortalama
2. Delikanlı (Show) 7 bölümde 125 dk ortalama
3. İnci Taneleri (KanalD) 7 bölümde 134 dk ortalama
4. Kral Kaybederse (Star) 14 bölümde 134 dk ortalama
5. Aynadaki Yabancı (ATV) 7 bölümde 135 dk ortalama
5. Sahtekarlar (NOW) 22 bölümde 135 dk ortalama

UYARLAMA DİZİLER

Türk dizi sektörünün değişmeyen trendlerinden biri olan uyarlamalar bu sezon da devam etti. Ancak uyarlama sayısında ciddi bir düşüş var. 2023-2024 sezonunda dokuz olan yabancı dizi uyarlaması, geçtiğimiz sezon yediye gerilemişti. Bu sezon ise sayı beşe düştü. Devam eden “Uzak Şehir” ve “Bahar“ı dışarıda bıraktığımızda, sezon içinde yalnızca üç yeni yabancı dizi uyarlaması ekrana geldi. Bu üç yeni dizinin ikisi Kore, biri ise İtalya’dan uyarlandı. Ancak üçü de 13 bölüm barajını aşamadı.

Geçtiğimiz sezon “Uzak Şehir“in başarısıyla birlikte Orta Doğu uyarlamalarının yaygınlaşabileceğini düşünmüştüm. Bu coğrafyada üretilen dizilerin dünyası, karakterleri ve ahlaki çatışmaları Türkiye’ye daha yakın duruyor. Türkiye pazarı gibi, bu dizilerde de aile, gelenek, sınıf ve ahlaki ikilemler hikayenin merkezinde yer alıyor.

Ancak beklenenin tersi oldu. Ay Yapım, Medyapım, NTC Medya gibi sektörün büyük şirketleri bugünlerde Türk dizilerinin MBC için Arap uyarlamalarını hazırlıyor. “Uzak Şehir” gibi bir süper hitin ardından Orta Doğu’dan Türkiye’ye yeni bir uyarlama gelmemesi ise dikkat çekici. Türk dizilerinin o pazara kaynak olması, en azından şimdilik ters yönde daha güçlü bir akış oluştuğunu gösteriyor.

Kore, bu sezon da iki yeni diziyle en çok başvurulan uyarlama pazarı oldu. Kore’de 2024 yılında %24,8 ortalamayla tüm zamanların üçüncü en çok izlenen dizisi olan “Queen of Tears“ın uyarlaması “Aşk ve Gözyaşı“, yedi bölüm sürdü. 

Pandemi döneminde %1,1 reytingle başlayıp finalinde %8,2’ye kadar yükselen “Lie After Lie“ın uyarlaması “Ben Onun Annesiyim” ise dört bölüm sürdü. İtalya yapımı “Doc” dizisi de “Doktor: Başka Bir Hayatta” adıyla uyarlandı. Son yıllarda birçok farklı ülkede yeniden çevrilen bu formatın Türkiye uyarlaması altı bölüm sürdü.

Kore’de uyarlama açısından takip edilecek yeni dizilerin sayısı son dönemde azalmış görünüyor. “Queen of Tears” sonrasında ülke içinde aynı ölçekte geniş kitleye ulaşan yeni bir romantik dram çıkmadı. 2025’te “Bon Appétit ve Your Majesty“, bu yıl ise “Reborn Rookie” belirli ölçüde öne çıktı. Ancak bu dizilerin daha fantastik ve olay odaklı yapıları, Türk televizyonunun aradığı duygusal melodram formülünden ayrışıyor.

Bu noktada Türkçe romanların ve Yeşilçam kaynaklı anlatıların yeni bir uyarlama kapısı olup olmayacağını merak ediyorum. “Aşk-ı Memnu” ve “Yaprak Dökümü” gibi kült roman uyarlamalarına imza atan Ay Yapım, yaklaşık on yıl sonra yeniden bir roman uyarlaması hazırladı. Şirket, Nahid Sırrı Örik’in “Kıskanmak” romanını ekrana taşıdı.

Kıskanmak“, beşinci bölümden sonra romandaki ana çizgiden belirgin biçimde uzaklaşmış olsa da, bir roman uyarlamasının yeniden ana akımda yer bulması önemli. Özellikle televizyonun yeniden Yeşilçam kodlarına yaklaştığının sıkça konuşulduğu bir sezonda, klasik roman ve Yeşilçam uyarlamalarının sayısının artıp artmayacağını takip etmek gerekiyor.

Ancak kitap uyarlamalarında en kritik meselelerden biri, yazarın ya da hak sahiplerinin esere ne kadar müdahil olmak istediği. Televizyon dizileri, haftalık ve dakikalık reyting hareketlerine göre sürekli müdahale gerektiren bir yapıda ilerliyor. Yeni seyirci kazanmak, hikayeyi diri tutmak ya da düşen bir trendi tersine çevirmek için bazen daha sert ahlaki ikilemler, yeni karakterler veya romandan uzaklaşan hikaye kırılmaları gerekebiliyor.

Bu nedenle bir romanın proje aşamasında ana dünyasını ve karakterlerini korumak mümkün olsa da, dizi yayına başladıktan sonra metne bağlı kalmak her zaman kolay olmuyor. Özellikle reyting baskısının yüksek olduğu ana akım televizyonda, hikayenin merkezine dokunmadan radikal değişiklik yapabilmek yapımcılar açısından en zor denge alanlarından biri.

YOUTUBE SAYILARINA GÖRE SIRALAMALAR (bu istatistik 30 Haziran 2026 itibarıyla hazırlanmıştır)

Bu istatistiğin uzun bir süredir lideri olan “Kuruluş Osman“ın ekranlara veda etmesiyle listenin lideri değişti. Geçen sezonun en çok izlenen dizisi olan “Uzak Şehir“, 3.570.000 aboneyle abone sayısı en yüksek dizi oldu. Zirveyi en yakından, sezon içerisinde final yapan “Sahipsizler“, 3.170.000 aboneyle takip etti. “Sahipsizler“in bu başarısı, özellikle çocuk seyirciyi yakalayabilen dizilerin YouTube gelirleri açısından önemli. Sezonun yeni dizisi “Taşacak Bu Deniz” ise 2.980.000 aboneyle listeye üçüncü sıradan giriş yapmış.

Görüntülenme sayısında ise zirve el değiştiriyor; dördüncü sezonunu tamamlayan “Kızılcık Şerbeti“, toplamda 4.095.753.152 görüntülenmeyle zirvede. Görüntülenme noktasında bazı dizilerin bölümlerini Türkiye’ye geç açması, bazılarının ise bölüm biter bitmez açması önemli. Sezon sonuna kadar bölümlerini Türkiye’ye geç açan “Uzak Şehir“, 3.165.295.017 görüntülenmeyle zirveyi en yakından takip etmiş. Ancak “Kızılcık Şerbeti“nin toplam video sayısı “Uzak Şehir“den %60 daha fazla. Abone sayısında olduğu gibi “Uzak Şehir“i, 2.168.992.614 görüntülenmeyle “Sahipsizler“, onu ise 2.134.181.939 görüntülenmeyle “Taşacak Bu Deniz” takip ediyor.

Dijital platform anlaşmaları olan diziler, dördüncü bölümden itibaren bölümlerini YouTube’da Türkiye’ye geç açıyor. Now TV’nin tüm dizileri Disney+’ta benzer bir rota izliyor. Ay Yapım dizileri sezonun son dönemine kadar benzer bir strateji izledi. “Güller ve Günahlar” Gain’de, “Kral Kaybederse” Netflix’te, “Eşref Rüya” ve “Bahar” ise Prime Video’da yayınlandığı için benzer bir durum oluştu. Ancak ne olursa olsun her dizi, ilk iki bölümünü TV yayınının hemen ardından YouTube’a yüklüyor.

Bu noktada zirvede son yıllarda benzerini görmediğimiz bir rekabet olmuş. Bu istatistiği tuttuğumuz 2020-2021 sezonundan bu yana ilk defa iki dizi birden 40 milyon sınırını aşmış. Geçen sene iki dizi birden (“Uzak Şehir” ve “Eşref Rüya”) 30 milyonu aşmıştı; bu da bir rekordu, şimdi bu rekor yenilenmiş oldu. Ekim ayında başlayan “Taşacak Bu Deniz“, 48.853.455 ilk bölüm izlenmesiyle zirvede. “Yeraltı” ise ocak ayında başlamasına rağmen 45.644.261 izlenmeyle zirveyi en yakından takip etmiş. Ekim ayında başlayan bir diğer dizi “Güller ve Günahlar” 24.423.193 izlenmeyle üçüncü, Şubat ayında başlayan “Sevdiğim Sensin” ise 23.731.264 izlenmeyle dördüncü sırayı oluşturmuş. Yeni başlayan 23 dizinin ortalama ilk bölüm izlenmesi ise 13.275.397.

Geçen sezondan devam eden 12 dizi arasında görüntülenme sayısını en yükselten dizi, %204 artışla “Eşref Rüya“. Geçen sezonun bu alandaki lideri “Mehmed: Fetihler Sultanı” ise %100 artarak zirveyi yakından takip etmiş. “Uzak Şehir” ise %99,3 oranında artarak üçüncü sıraya yerleşmiş.

Soru, görüş ve önerileriniz için X hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Yorum bırakın